Emrullah Çitil – Acı Hayat ( sayfa 1 )






Emrullah Çitil – Hayatın Gerçekleriyle Yüzleşme


Emrullah Çitil – Hayatın Gerçekleriyle Yüzleşme

Çocukluk Fotoğrafım

5 Haziran 1999’da Gaziantep Şahinbey’de dünyaya geldim. İlkokulu Dumlupınar İlköğretim Okulu’nda okudum. Öğretmenimin adını hâlâ hatırlıyorum: Elif Şahin. Çok iyi bir öğretmendi; bana sadece dersleri değil, hayatı da öğretmişti. Okul günlerim neşeli ve hareketli geçiyordu. Ahmet adında bir çocukluk arkadaşım vardı, mahallemizin arka sokağında otururdu. Onunla her teneffüs bahçede oynar, okul çıkışı mahallede koştururduk. Bir de teyzemin oğlu vardı; aynı okula gidiyorduk. Sabahları birlikte yola çıkar, akşam olunca da eve kadar birbirimizi bırakmadan yürürdük. Çocukluk günlerim, küçük mutluluklarla dolu kocaman bir dünyaydı.

Babamın mahallede köşe başında küçük bir marketi vardı. Okuldan dönerken mutlaka markete uğrardım. Bir gün babam evdeyken marketin anahtarları bende kalmıştı. Çocuk aklımla babamın BMW’sinin anahtarını aldım ve merakla kontağı çevirdim. Araba hareket etti ve kaldırıma çarparak durdu. O an yaşadığım korkuyu asla unutamam. Ölümle burun buruna geldiğimi fark edince, ne yaptığımın farkına vardım.

Babamın mahallede köşe başında küçük bir marketi vardı. Okuldan dönerken mutlaka markete uğrardım. Bir gün babam evdeyken marketin anahtarları bende kalmıştı. Çocuk aklımla babamın BMW’sinin anahtarını aldım ve merakla kontağı çevirdim. Araba hareket etti ve kaldırıma çarparak durdu. O an yaşadığım korkuyu asla unutamam. Ölümle burun buruna geldiğimi fark edince, ne yaptığımın farkına vardım.

Babam ve amcam birlikte tüp satışı yapardı. Amcamın oğlu ile dükkânda yardım ederdik. Bir gün çay yaparken tüpü kapatmayı unuttuk ve neredeyse koca binayı havaya uçuruyorduk. Bu olaydan sonra daha dikkatli olmam gerektiğini öğrendim. Babam daha sonra tüp takası işine geçti ve biz yine dükkânda elimizden geldiğince yardımcı olmaya devam ettik.

O dönemlerde babamın aldığı bir keçimiz vardı. Adını tam hatırlamıyorum ama o keçi benim en yakın dostumdu. Herkes arkadaşlarıyla sokaklarda oynarken, ben keçimle gezerdim. Sabah uyanır uyanmaz yanına koşar, akşama kadar onunla vakit geçirirdim. O keçiyi kaybettiğimde içimde kocaman bir boşluk oluştu. Günlerce ağladım çünkü o, yalnızlığımı unutturan tek dostumdu.

Babam her zaman elimden tutan, bana dünyayı tanıtan bir rehber gibiydi. Onun sayesinde daha çocuk yaşta Türkiye’nin birçok yerini gezdim. Her yolculuk yeni bir maceraydı ve her şehirde yeni hikâyeler yazıyorduk. Ama maddi durumumuz her zaman iyi değildi. Küçükken babamdan ilk kez oyuncak bir silah istemiştim. O zamanlar çocuğuz, neyin ne olduğunu bilmiyoruz. Babam hemen alamadı; ancak aylar sonra o silahı getirdiğinde gözlerim sevinçten parlamıştı. Daha sonra bisiklet istemiştim ama onu alabilmek için iki yıl bekledik. O zamanlar masraflar çok fazlaydı; babam yetiştirmeye çalışıyordu ama yine de elimizdekilerle mutlu olmayı öğrendik.

Çocukluk yıllarım her ne kadar zorlayıcı olsa da bana dayanmayı, sabretmeyi ve küçük şeylerden mutlu olmayı öğretti. Her kayıp, her gecikmiş istek, bana hayatın ne kadar gerçek olduğunu gösterdi. Keçimle sokaklarda koşarken de, babamın marketinde çalışırken de hep hayattan bir şeyler öğrendim. Bu dersler beni bugün olduğum kişi yaptı. Ne yaşarsam yaşayayım, gülümsemeyi hiç bırakmadım. Çünkü biliyorum ki hayat ne kadar zor olsa da içinde daima tutunacak bir umut vardır.



kategoriler: